YABANCI DİLLE ÖĞRETİM Mİ? YABANCI DİL ÖĞRETİMİ Mİ?

Bu sayıdaki yazıma dünyanın en genç profesörü unvanı olan, ünlü kuramsal kimyacı, moleküler biyolog ve eğitimini yıllarca yabancı dilde alan Oktay Sinanoğlu hocamızın bir cümlesiyle başlamak istiyorum. Kendisi 10 Ocak 1999 yılında bir gazete ile yapmış olduğu söyleşide “Yabancı Dil öğrenmenin yolu, sadece yabancı dilde eğitimle mümkün olsaydı, aklı başında her ülke yabancı dili bu yolla öğrenirdi.” demiştir.

Unutmamamız gereken bir gerçek var ki o da ülkemizde ben dâhil hiç kimse en az bir yabancı dil kazanımının ne kadar elzem olduğunu yadsımamaktadır.
21. yüzyılda en az bir yabancı dil bilmenin önemi tartışılmayacak kadar büyüktür. Çağın bilim insanının bazı özelliklerle donanımlı olarak yetişmiş olması için en az bir yabancı dili (ki bu da artık yeterli görülmemektedir) ve bilgisayarı bir meslek olarak değil, edineceği herhangi bir mesleğin gereği olarak bilmesi gerekir. Bilgisayar çağı insanı; çağa uygun eğitim görmüş olmak, geçerli bir mesleğe sahip olmak, sorunların çözümünü araştırmada arayan bir karakter geliştirmek, toplumsal ilişkilerde gerekli duygusal derinliğe ulaşmış olmak ve ana dili dışında geçerli bir yabancı dili iyi bilmekle yükümlüdür. Dolayısıyla bizlerin eğitim kurumlarımızda Yabancı dille eğitim mi? Yabancı dil eğitimi mi? tartışmasını bir kenara atıp vermiş olduğumuz eğitimin kalitesini nasıl yukarılara taşırız, bunun muhakemesini yapıyor olmamız gerekmektedir.

Ülkemizde farklı eğitim kurumlarında değişik yabancı dil eğitim modelleri görülebilmektedir. Ne hikmettir ki her kurum en iyisinin kendi uyguladıkları model olduğunu belirtmektedir. Yabancı dil eğitiminde birçok öğretim yöntem tekniği ve yaklaşım mevcuttur. İnternet ortamında arama motorlarına yazdığımızda karşımıza birçok yöntem çıkmaktadır. Ama bir şey unutuluyor. O da Türkçe konuşulan bir ülkede İngilizce veya Almanca öğrenmeye ve öğretmeye çalıştığımızdır. Dil kökenleri ve yapıları birbirinden çok farklı olan bu dillerin bir arada öğrenilmeye çalışılması insanları fazlasıyla zorlamaktadır. Bu yüzdendir ki bizler, sahada gerçekliği olan yöntemlerle ve güzide öğretmenlerimizin hizmet içi eğitimlerini genişleterek onlara özgür bir saha sunmakla yabancı dil eğitimini sağlıklı bir şekilde sürdürebiliriz. Öğretmenlerimizin bulunduğu bölgenin koşullarına ve öğrenci yapısına göre kendi yöntemini geliştirmesi gerekmektedir. Onları dar kalıplara sokmak, uygulamada yabancı dil eğitim yöntemi gelişimlerini kısıtlamak demektir.
Tamamen yabancı dilde eğitim vermek, kişinin kendi öz kültürüne de bıçak saplamak kadar acı vericidir. Yapılan araştırmalara göre Anadolu Liseleri’ndeki öğrencilerin % 83,9’u İngilizce öğretiminde konuların iyi öğrenilmediğini, % 81,91’i de yabancı dille öğretimin öğrencileri ezberciliğe yönelttiğini söylemektedir. Bu da demek oluyor ki yabancı dil eğitimi küçük yaşlarda eğitimin tamamını kapsamadan okul içi etkinliklerle eğlenceli bir şekilde karşıya aktarılması gerekmektedir. Yabancı dili öğrenciye sevdirmek aslında en iyi yöntem ve tekniktir.

Barışkın ARSLAN
BİL Koleji Yabancı Diller Koordinatörü

Bu haberi paylaş