Kaygısız Olmaz

Kişiler, çalışma koşulları uygun olamadığında, işlerini severek yapamadıklarında ya da problemleriyle ilgili olarak uygun başa çıkma davranışları göstermedikleri zamanlarda da tükenmişlik belirtisi gösterebilirler.

Günümüzde bilginin artması ve bu bilgi birikiminin yayılması, eğitim-öğretim sürecindeki ergenlerin değişen koşullara uyum sağlamada çeşitli zorluklar yaşamasına yol açmakta ve bunlarla uygun bir şekilde başaçıkmasını zorunlu hale getirmektedir. Bu bağlamda, okul tükenmişliğinin yapısının tükenme boyutu akademik stres ile bağlantılı görülmektedir.

Sınavlar, öğrencilerin eğitim-öğretim sürecindeki başa çıkmaları gereken önemli değerlendirme süreçleridir. Çocuklarda ve ergenlerde en sık rastlanan kaygı türü olan sınav kaygısı, sınav öncesinde başlayan çeşitli fiziksel ve psikolojik değişimlerle ortaya çıkan, bireyin sınav esnasında performansını olumsuz yönde etkileyebilen yoğun bir duygudur. Aile ve toplumdaki artan başarı beklentisi, öğrenciler üzerinde baskı oluşturmakta ve sınav kaygılarını yükseltmektedir. Başarıyı doğrudan etkileyen sınav kaygısı, akademik süreçte yaşanılan stresli durumlardan etkilenmekte ve tükenmişlik yaşama riskini artırabilmektedir.

Sınav kaygısının oluşmasında, bilişsel açıdan, bireyin algılama biçimlerinin etkili olduğu söylenebilir. Bu farklılıklar nedeniyle bazen aynı durum karşısında bireyler farklı tepkiler gösterebilmektedir. Stres ve kaygının en üst seviyede olduğu bu süreçte akademik yetkinlik inançları, öğrenci başarısı üzerinde etkili olabilen bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır. Yetkinlik inancı yüksek olan ergenlerin akademik yaşamlarında daha az strese kapıldıkları, hayatlarına daha kolay yön verebildikleri ve kararlarını daha etkili bir şekilde alabildikleri görülmektedir.

Kendine güvenen ve yetkin olduğuna inanan öğrenci kaygılı olduğu durumları bir fırsata çevirebilir. Sınavdan bir süre önce başlayan heyecanın, sınava hazırlık ve sınav sırasında dikkatin sorulara yoğunlaşmasını sağlama açısından faydalıdır. Sınava giren öğrenci, heyecan duygusu ile mücadele etmek, kalp çarpıntısı yerine sorulara odaklanırsa, bir süre sonra heyecan ortadan kaybolacaktır.

Başarısızlık kaygısının uzun dönemli ve şiddetli yaşanması depresyon riski taşıyabilirve bu durum öğrenme sürecini negatif etkiler.

Kaygı öğrencinin daha iyi ve düzenli çalışmasını sağlar. Başarısızlık korkusu, sınava hazırlık için önemli bir motivasyon kaynağı olabilir. Kaygı, öğrencilerin daha iyi, daha düzenli çalışmalarını sağlar. Bilimsel çalışmalar, uygun stres düzeyinin başarıyı arttırdığını göstermektedir. Araştırmalar, sınavla ilgili hiç kaygılanmayanların ve aşırı kaygılananların başarı düzeyinin düştüğünü, buna karşılık uygun bir dozda kaygının başarıyı artırdığını düşündürmektedir.

Başa çıkılabilir ölçüdeki kaygının bir zararı yoktur. Uygun dozdaki kaygı, kişinin zorlu bir işe hazırlandığını, enerji harcadığını, başarma azmi içinde olduğunu gösterir. Gelişim sürecinde her zaman zorluklarla başa çıkmak, kişinin olgunlaşmasına ve kendine güven kazanmasına olanak tanır.

BİL Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birim Koordinatörlüğü

Bu haberi paylaş