Değişen Öğrenme Algısı

“Çağımızda eğitim, okumayı bilen, ama neyin okunmaya değer olduğunu bilmeyen geniş bir kitle oluşturdu.” G.M. Trevelyan

Hayatımız boyunca bir takım kararlar alırız. Daha iyisini yapmak, başarmak, daha iyi bir yaşam için ve dolayısıyla mutlu olmak adına bir şeylere niyet ederiz, hedefler koyarız.

Yeni çağda öğrencilerin öğrenme süreci neden aynı değil? Öğretmenlerin değişen ve gelişen bilgi çağında öğretme becerileri, öğrencilerin ihtiyacını ne kadar karşılıyor?

Gelişmekte olan dünyada, geçmişte yaptığımız gibi “yeni fırsatlar yakalamak” kişilere ve kurumlara öncüllük sağlayacaktır.

Öğretmenler eğitimde yaşanan gelişimleri olumlu karşılamakta fakat varolan yeniliğe tam adapte olamamaktadır. Bu konuda eğitim almaya gönüllü öğretmenler, öğrencinin öğrenme-öğretme sürecindeki konumunu yeniden gözden geçirmelidir. Eğitim sisteminin, bilgi toplumunun ve küreselleşmenin gereklerine uyum sağlayabilmesi için, amaçlarının çağın ihtiyaçlarına karşılık verecek şekilde yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Bilgi toplumunun eğitim programlarının en belirleyici yanı “öğrenmenin sürekliliği” ilkesidir. Bilgi toplumunda insanlar sürekli öğrenmek zorunda kalacaklardır. Bundan dolayı okulun asıl işlevi ‘çok şey öğretmek değil, kişinin öğrenme kapasitesini geliştirmek’ olacaktır.

İnsanı merkeze almayan hiçbir sistemin başarılı olması mümkün değildir. Devlet ve kurumlar bireyin mutluluğu ve rahatı için çalıştığı ölçüde kitleler nezrinde bir değer ifade ederler. Müfredatın ve yönetmeliklerin her şeyin üstünde tutulduğu bir eğitim anlayışının da faydalı olduğunu iddia etmek kendimizi kandırmaktan öteye bir mana ifade etmez. Tüm eğitim sisteminin ve içeriğindeki her şeyin öğrenciler için var olduğunu unutmuş gibiyiz.

İlköğretimde sürekli “Susun! Çok konuşmayın bakıyım!” diyen öğretmenler, çocuk ergenliğe girip liseye gelince “boş boş bakıyorsunuz, derse katılın biraz, tepkisiz olmayın!”gibi laflar etmektedirler. Hemen hemen öğrenci sayısı kadar öğrenme yönteminin var olduğunun kabul edildiği ve her öğrencinin öğrenme kapasitesinin farklı olduğunun ifade edildiği günümüzde öğretmenlerin ağırlıklı olarak tek yönlü anlatım metodunu kullanmaları başlı başına çocukları derslerden soğutan bir olgudur.

Çocukların gelişim özellikleri dikkate alınmadan asık suratla ve öfkeyle onları dört duvar arasına sıkıştırmak ve tutarsız sözlerle onların gelişmekte olan zihinlerini çelişkide bırakmak gelecekte onarılması mümkün olmayan derin yaralar açmaktadır.

Çağdaş eğitim düşüncesi, sınıftakileri öğreten ve öğrenenler ayrımından çıkmış, demokratik yönetim görüşü de öğretmeni sınıfın tek egemeni rolünden uzaklaştırılmıştır. Sınıftaki eğitim görevlerinde öğretmenin yeri, yol göstericilik, yardım edicilik, destekleyicilik olmalıdır. Öğretmen aktarıcılık rolü yerine, öğrenciyi, kaynakları, ortamı hazırlamada, uygulamaları düzenlemede, öğrencinin araştırarak bulmasında, etkinliklerin denetiminde eğitsel lider rolü oynamalıdır.Yaparak ve yaşayarak eğitim böyle gerçekleşir.

Okulların öğrencileri cezbedememesinin en önemli nedenlerinden birisi de sonuca kilitlenmiş bir eğitim sisteminin öğrenci üzerinde ‘başarısız olup gülünç duruma’ düşeceği izlenimini bırakmasıdır. Öğrencilerin çoğu başarısız olma korkusuyla normal deneyimlerinden bile vazgeçmektedirler. “Nedir, bu öğrencilerdeki korkunun nedeni?” diye sorulduğunda, insana değer vermeyen yaklaşımları sık kullandığımız gerçeğiyle karşılaşırız. Okulun yegane müşterisi olan öğrencilerin memnuniyeti ve ruhsal doyumu herşeyin üstünde olmalıdır. Okulun varlık nedeni yönetmelikleri uygulamak değildir; bizzat kurallar insanların rahat hareket edebilmelerini temin etmek için vardır.

Eğitimin yeni liderleri bilgi çağının gereği olarak sürekli kendini yenileme ihtiyacı hisseder. Değişim ortamı içinde tehlikeden çok fırsatların yattığını görebilen ve yanındakileri bu konuda ikna edebilen liderler geleceği şekillendirebilir. Ancak eski düşünce kalıplarıyla, yeni gerçeklerin doğru şekilde tanımlanamayacağı bilinmelidir. Bir lider için en önemli etkinlik yenilikleri takip etmek ve onu yerel özelliklere uyarlayarak geliştirilmesine katkıda bulunmak olmalıdır.

Geleceğin liderlerine ışık tutması bakımından öğretim liderlerinin özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Farklı öğretim yöntemlerinin kullanılmasını teşvik eder.
  • Öğretmenlerin profesyonel gelişimini destekler.
  • Öğretimle ilgili sorunlarda öğretmenler tarafından başvurulan kişidir.
  • Öğretimin içerik ve sunumu konusunda öğretmenlerle fikir alış-verişinde bulunur.
  • Öğrenci başarısı ve öğretim uygulamaları konularındaki tartışmalara liderlik eder.
  • Sık sık sınıf gözlemleri yapar.
  • Daha etkili öğrenmeyi sağlamak için okulun ve çevrenin kaynaklarını harekete geçirir.
  • Okulun varlık gerekçesi hakkında net bir vizyona sahiptir.
  • Öğretmenlerin performansını değerlendirmedeki amacı, onların öğretmenliğinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
  • Öğrenme ve öğretme ile ilgili konularda öğretmenlerle iletişim içerisindedir.
  • Öğretmenler tarafından öğretim konusunun tartışılabileceği önemli bir kişi olarak görülür.
  • Okulda neyin daha önemli olduğunu vurgulamak için sık sık sınıfta ve koridorda görülür.
  • Öğretmenlere sınıftaki performansları konusunda sık sık dönüt sağlar.
  • Öğrenci başarısını ölçmede ve yorumlamada öğretmenlere yardımcı olur.

Geleceğin dünyası için yetiştirdiğimiz çocukları bugünün kısır çekişmelerine mahkûm edemeyiz. Haim Jinott‘ un dediği gibi, “çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşse iz bırakır.”

Eğitimde yapacağımız her hata düzeltilmesi uzun yıllar alacak sosyal problemler olarak karşımıza çıkacaktır. Eğitimde yeniden yapılanma eğitimin çok yönlülüğünü dikkate almak zorundadır. Daha etkili bir öğrenmenin gerçekleşmesi, öğretmenlerin hem yetişme, hem çalışma koşullarının düzenlenmesi, okul yönetiminin güçlendirilmesi ve okul-toplum bütünleşmesinin sağlanması öncelikle halledilmelidir.

Kaynakça

Özden, Y. Öğrenme Ve Öğretme.Pegem A Yayınları. Ankara, 2001.
Özden, Y. Eğitimde Yeni Değerler.Pegem A Yayıncılık. Ankara, 2000.

BİL Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birim Koordinatörlüğü

Bu haberi paylaş